elim sende…

 elim sende

  hüzün

 sende elim

 bu yarılan yeri kendimin

 bu dem

 sulandıkça ölen bir çiçek

 zemberek bir kibir: ben

 avucum yüzümde

 susan bir renk yazgısı keder

 tohum bana çoğalır

 bana ölür

 yiter

 çoğalan yeri ömrümün

 bir şiirin inceldiği yerden

 incelir kopar boynum

 hangi şiir ellerimin

 hangisi şiir ellerimin

 hüzün

 elim sende

 sende elim

Mayıs 2010

 Melike ŞENYÜKSEL

Akatalpa Temmuz 2010 127.sayı

elim sende…” üzerine 3 düşünce

  1. Belki de kendimize en çok yakıştırdığımız, en çok anladığımız şeydir hüzün.
    Hilmi Yavuz’un şu dizelerindeki gibi:
    “hüzün ki en çok yakışandır bize
    belki de en çok anladığımız
    biz ki sessiz ve yağız
    bir yazın yumağını çözerek
    ve ölümü bir kepenek gibi örtüp üstümüze
    ovayı köpürte köpürte akan küheylan
    ve günleri hoyrat bir mahmuz
    ya da atlastan bir çarkıfelek
    gibi döndüre döndüre
    bir mapustan bir mapusa yollandığımız
    biz, ey sürgünlerin nazım’ı derken
    tutkulu, sevecen ve yalnız
    gerek acının teleğinden ve gerek
    lacivert gergefinde gecelerin
    şiiri bir kuş gibi örerek
    halkımız, gülün sesini savurup
    bir türkünün kekiğinden tüterken
    der ki, böyle yazılır sevdamız
    hüzün ki en çok yakışandır bize
    belki de en çok anladığımız”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>