elim sende
hüzün
sende elim
bu yarılan yeri kendimin
bu dem
sulandıkça ölen bir çiçek
zemberek bir kibir: ben
avucum yüzümde
susan bir renk yazgısı keder
tohum bana çoğalır
bana ölür
yiter
çoğalan yeri ömrümün
bir şiirin inceldiği yerden
incelir kopar boynum
hangi şiir ellerimin
hangisi şiir ellerimin
hüzün
elim sende
sende elim
Mayıs 2010
Melike ŞENYÜKSEL
Akatalpa Temmuz 2010 127.sayı


Belki de kendimize en çok yakıştırdığımız, en çok anladığımız şeydir hüzün.
Hilmi Yavuz’un şu dizelerindeki gibi:
“hüzün ki en çok yakışandır bize
belki de en çok anladığımız
biz ki sessiz ve yağız
bir yazın yumağını çözerek
ve ölümü bir kepenek gibi örtüp üstümüze
ovayı köpürte köpürte akan küheylan
ve günleri hoyrat bir mahmuz
ya da atlastan bir çarkıfelek
gibi döndüre döndüre
bir mapustan bir mapusa yollandığımız
biz, ey sürgünlerin nazım’ı derken
tutkulu, sevecen ve yalnız
gerek acının teleğinden ve gerek
lacivert gergefinde gecelerin
şiiri bir kuş gibi örerek
halkımız, gülün sesini savurup
bir türkünün kekiğinden tüterken
der ki, böyle yazılır sevdamız
hüzün ki en çok yakışandır bize
belki de en çok anladığımız”
Çok güzel bir şiir, okudukça okuyasım geliyor
Çok beğeniyorum bu şiirini hayatım