Sayıklamalar, Futuristika’da…
Kum Dergisi 63.sayısında Ölüm ve ölümsüzlük üzerine yazdım.
kadının -a hali Futuristika’da…
Artık fazlaca oyalanmadan olmayanın tanımını yapmalı ve durulmalı. Kapatmalı artık bu şiiri de hızla kapanan yaralar gibi. Aşkın tüm hayatı doyurup yönetmeye yetecek bir kurgusu yok. Bunu bilmek beni uzak tutuyor artık aslında tek kişilik olduğuna inandığım o entrikadan.
Kelimelerden arınmayı seçiyorum bu kez kendime, bunca oyuncak arasından. Bu niyet daha şimdiden ele verir gibi ele geçmez oluşunun renklerini. Bu üzmüyor beni.
Akıntı ve kürek hikayelerine yabancı değilim.
Kuytudaki Kelimeler - Kanguru yay.
-de hali, Futuristika’da…
buluşma üzerine…
Kovalanmadan yakalandığın tek anlam olacak buluşma.
Hali hazırda olan, el yordamıyla bulunuveren cebinde…
І
“Her şey devrilecek, çatlayacak!” diye bağıran bir ses inletecek ortalığı şehir hoparlöründen. Çığlığın biri bin gidecek ve geri gelmeyecek. Niye, diye sormayacaksın bile. Bu hazırlanmış senaryoyu tartışmak için harcayacak bir saniyen bile yok. Tüm zamanların kaçışın için kullanılacak şimdi.
Nasıl, diyeceksin, niye’ lerin bir üst basamağına çıkıp. Ve orada başı ağrıyan bir gökyüzü çıkacak karşına. Ona sor! Belki bir kaç şey mırıldanacak sana. Yakalayabildiğin oranda uçuşan sözcüklerden, bir cümle yapacaksın. Noktası da olacak. Sonra…
Ayaklarını üzerine yapıştıracak bir yol arayacaksın. Yollar bir bir dökülecekler dallarından. Güz diyeceksin ya da göz. Yolsuz kalacaksın. Yollar seni bırakacak, sen onları bırakamadığın için.
Bir parazit denli uyuşmacı; – asgari müştereklerde anlaşmak -türünden sana hiç mi hiç uymayan cümlelerle yapışacak küçük bir yol, hiç değilse bir patika arayacaksın. Yana yakıla; dağlarda, tepelerde, ötelerde…
Sıkılacaksın kendinden. Gözlerin sıkıcı gelecek sana. Burnun yorgun, alnın eskice. Sıkılacaksın kendine seçtiklerinden, kendine diye gittiklerinden. Kaleminden, sigarandan, yorganından, varsa bir de kedinden. Ürkekçe açılmış, patlamaya yüz tutmuş gözlerinden korkunç bir sıkıntı akacak boynuna doğru. Sızacak yanaklarından ve yavaşça her yerine bulaşacak bedeninin de, sen farkına varmayacaksın.
Katil, diyecek sana biri, duvardaki kan lekelerinden yüz bulup. Evet, diyeceksin belki sen de. Öldürme eylemini mutlaka bir gün, bir yerlerde, bir şekilde işlemiş olduğunu varsayarak. Ama neyi öldürmüş olabildiğini yine de bilemeden.
Ne hale geleceksin daha.
Buluşmadan bağımsız yaşamaya, uyumaya, yazmaya kalkışacaksın sonra. Özerk diyeceksin kendine ama olacak mısın bilinmez. Kavimler göçünün neden olduğu da. Hep bir suret olacaksın. Yorulacaksın. Çok.
Solucanların olacak sonra; bedeninden beslenen, gizlenmeyen, dışarıdan görünen. Onlar yiyecekler seni. Doyup şişecekler, düşecekler yerlere. Şiştikçe düşecekler. Düştükçe, sen kaldırıp, bedeninin hasar gören yerlerine yerleştireceksin onları. Devlet parasız, yatılı yatısız…
Uzun kara trenlerin olacak bir de. Hep aynı yere gideceğini bilerek bindiğin. Sadece yolların hatırına. Biraz da bu yollar değil miydi başına başıboşlukları öğreten.
Ve sıyrılışlar… Hiçbir zaman çıplak bırakmayacaklar seni. Zaten bu yüzden sıyrılacaksın onlardan. Aksini düşünebilseydin, hiç buna kalkışır mıydın?
П
Bütün sınırların, kaygıların, mekanizmaların ömrünün kısa süren muhasebesi sonrasında terk ediliverişlerini yaşayacaksın sonra.
Aldırmayacaksın. Alınmayacaksın. Yalnızlığını ayıpsızca ilan etmek için koltuk altlarına jilet vurmayacaksın o vakit!
Çokça çenen açılacak, dahası kendine yeni dinleyenler kiralayacaksın.
Yalnızca sokaklarda susacaksın. Sokaklar suskunluğunun tek tanığı olacak bu kentte. Başka her yerde bağırış çağırış bir yaşama, una batırılıp kızartılacak bir balık edasıyla bulanacaksın. Kızaracaksın.
Var olanın yavanlığına takılacak dudakların. Yok diyeceksin, öyle değil diyeceksin. Hatta yüksek sesle bağıracaksın da. Lokmaların, sen onları çiğnedikçe büyüyecek. Onlardan arınıp, geviş getirebilme gibi bir lüksün asla olmayacak.
Uzaklı şiirler seçeceksin sonra, ağzındaki leş tadını gidermek adına. Dil üstünde eriyen, yenilen şiirler Ama O gitmeyecek!
Usanacaksın. Usanmalarını halen yaşıyor olan tek yanın ilan edeceksin. Onlara tutunacaksın bu kez ve hep onlara uzanır olacaksın. Ancak usanarak yaşayabilir olduğuna varacak beynin.
USANMAK; US’ unun bir kez daha ANması olacak YAŞAMI.
Yaşamak USANMAK olacak. Usanmak da YAŞAMAK…
(Akköy Kültür Sanat, Ocak- Şubat 2011)
terk
Bir bilinmeyiş masalı borçluyum sana. Yeri ve zamanı olmayan sadece karmaşaların belirebildiği bir yeryüzü masalı, aşka dair… ‘Sınırları bir insanın bittiği yer midir yoksa başladığı yer mi?’ diye soran bir ucube masal. Sağduyunun katli bir masal… Cümlelerimi elinden alışına inatla yazılmalı her kelimesi. Bu aşamada keşke kaleme dökülüverseydi içimde taşıdığım bunca şey, içim boşalsaydı diye geçiriyorum içimden. İçim boşalmıyor bunu bekledikçe. Eli boş dönüyorum kuytudaki dualardan.
Kırık dökük bir masa kıvamında aksayan, ardı arkası gelmeyen günler. Bazen bir yağmurla bölünen bazen bir dostun sesiyle aralanıveren nevi şahsına münhasır bir akış: zaman. Bir de ben, ta ortasında akışın. Akışkan ben. Katı ve köşeli oluşların inciticiliğinden yeteri kadar muzdarip, yuvarlak hatlara sığınan, cebinde taşıdığı dikenli tellere gizli gizli göz kırpan: ben.
(Kuytudaki Kelimeler- Terk’ ten bir parça…)
“kış” isimli şiirim Akatalpa Haziran 2011 sayısında…
Akatalpa’nın Haziran 2011 tarihli 138. sayısında yer alan şair ve yazarlar:
Tahir Abacı, Berkant Akkuş, Tozan Alkan, Adnan Algın, Yusuf Alper, İshak Altundağ, Suat Kemal Angı, Gökhan Arslan, Sevil Avşar, Arzu K. Ayçiçek, Özer Aykut, Erman Bazo, Engin Berk, Alper Beşe, Yılmaz Bozan, Ahmet Cemil, Hüseyin Avni Cinozoğlu, Hüseyin Cöntürk, Ünsal Çankaya, Ersun Çıplak, Ramis Dara, Ejder Demir, Soner Demirbaş, Erdinç Dinçer, Oresay Özgür Doğan, Pınar Doğu, Çiğdem Duru, Gültekin Emre, Özgün Ergen, Mehmet Erikli, Seda Eriş, Gökhan Ertekin, Ecvet Emrah Göktaş, Mehmet Gökyayla, Kemal Gündüzalp, Sarya Helen, Adil İzci, Korkut Kabapalamut, Ozan Kaçar, Emin Kaya, M. Sinan Karadeniz, Muammer Karadaş, Abbas Karakaya, Cihat Kemal, Nevzat Konşer, Ahmet Kutluata, Volkan Odabaş, İbrahim Oluklu, Musa Öz, Halil İbrahim Özbay, Güray Özçelik, Seyhan Özdamar, Barış Özdemir, Acem Özler, Ozan Öztepe, Halil İbrahim Polat, Ümit Polat, Mehmet Rayman, Onur Sakarya, Mustafa Burak Sezer, Hakan İsmail Ş., Duran Şahin, Yunus Emre Şahinler, Melike Şenyüksel, Ece Ürkmez, Betül Yegül, Ahmet Yılmaz.
Akatalpa’nın satışta bulunduğu iller ve kitabevleri:
İstanbul: Mephisto (Beyoğlu), Simurg, Mephisto (Kadıköy), Seyhan Müzik Market.
İzmir: Yakın Kitabevi (Alsancak), Pan (Karşıyaka).
Ankara: Turhan Kitabevi.
Bursa: Asa Kitabevi.
Abonelik koşulları için facebook sayfamıza ya da akatalpa.org’daki iletişim bölümüne bakılması.
İyilik dileklerimizle…










