1. Sizi okuyan bir yabancı vaktinin ziyan olduğunu hissetmemeli.
2. Okura destekleyebileceği türden en az bir karakter verin.
3. Karakterlerden her birinin, bir bardak su bile olsa, istek duyduğu bir şey olmalı.
1. Sizi okuyan bir yabancı vaktinin ziyan olduğunu hissetmemeli.
2. Okura destekleyebileceği türden en az bir karakter verin.
3. Karakterlerden her birinin, bir bardak su bile olsa, istek duyduğu bir şey olmalı.
Aslı Erdoğan’ın ‘’Kırmızı Pelerinli Kent’’ adlı romanı, geçen sene UllaLundtrom çevirisiyle İsveççe’de yayımlanmış ve büyük övgüler almıştı. Pek çok söyleşiye, televizyon kanalına davet edilen yazar, önde gelen iki gazetenin kültür sanat ekine kapak olmuş, Kulturhuset’te okuma akşamı düzenlemişti. Geçtiğimiz hafta roman ikinci baskısını yaptı. Yazarın ‘Mucizevi Mandarin’ adlı kitabı, 2008 yılında (Ramus Yayınları, Ulla Lundstrom çevirisi) ’Yılın Kitapları’ arasında seçilmişti. Aslı Erdoğan’ın son kitabı ‘’Taş Bina’’ Eylül ayında Isveç ve Norveç’te yayınlanacak.
‘’Kırmızı Pelerinli Kent’’, 2004 senesinde Gyldendal Yayınevin ‘Marg’ -Omurilik – serisine seçilmiş, Norveçli eleştirmenlerce şehir romanın son örneği olarak değerlendirilmişti. Aslı Erdoğan’ın Rio’su, Kafka’nın Prag’ı ile kıyaslanmış, ‘şehir’ temalı 2011 Lillehammer Edebiyat Festivalinde, daha önce Hertha Müller gibi Nobel ödüllü yazarların yaptığı ‘Ana Konuşma’yı Aslı Erdoğan yapmıştı.
1. Bir üstada -Poe, Maupassant, Kipling, Çehov- Tanrıya inandığın gibi inan.
2. Sanatını ulaşılmaz bir doruk olarak kabullen. Onu aşabileceğine dair hayaller besleme. Aşabilecek duruma geldiğinde, bunu zaten farkında olmadan başaracaksın.
3. Öykünmeye mümkün olduğunca diren, üzerindeki etki yeterince güçlüyse ancak o zaman öykün. Kişilik geliştirmek, her şeyden çok sabır isteyen bir iştir.
4. Körü körüne inan. Başarıya ulaşacak kadar yetenekli olduğuna değil, ama arzuladığın şey karşısında göstereceğin şevke. Sanatını yavuklun gibi sev, tüm kalbini ver ona.
5. İlk sözün nereye gideceğini bilmeden yazmaya başlama. İyi kotarılmış bir öyküde ilk üç satır, hemen hemen son üç satır kadar önemlidir.
6. Bu şartı kesinkes ifade etmek istiyorsun: “Nehirden doğru soğuk bir yel esiyordu.” İnsanoğlunun konuştuğu dilde ifadeyi vermek için belirlenmiş sözcüklerden başka sözcük yoktur. Sözlerine sen hükmet, sesli harf gelmiş sessiz harf gelmiş, bunları kafana takma.
7. Gerekmedikçe sıfat kullanma. Zayıf bir ada tutturulmuş renk tayfı kadar faydasızdır bunlar. Değerli birine rast gelirsen, karşılaştırılamaz bir rengi olur. Ama önce onu bulmak gerekir.
8. Kahramanlarını elinde tut ve öykünün sonuna kadar tutarlı bir şekilde taşı. Kurguladığın yolda onları başka şekilde görmeye kalkma. Başkalarının göremediği ya da görse bile aldırmayacağı şeylerle yolunu saptırma. Okuru aldatma. Öykü, laf kalabalığından arınmış bir romandır. Öyle olmasa bile, bunu mutlak bir hakikat olarak kabullen.
9. Duyguların akışına kapılarak yazma. Bırak silinsinler, ama sonra hepsini aklına getir. Bundan sonra duyguları yeniden canlandırabilecek gücün kalmışsa, zaten yolu yarılamışsın demektir.
10. Yazarken ne arkadaşlarını düşün, ne de öykünün yaratacağı etkiyi. Bir araya getireceğin kahramanlarının içinde yaşadığı o küçücük ortamdan başka ilgini çeken hiçbir şey yokmuş gibi anlat öykünü. Öyküdeki yaşantıdan başka bir şey çıkmasın ortaya.
Çeviri: Semih Aközlü
Kaynak site: FİL UÇUŞU
Aylık Şiir ve Eleştiri Dergisi Akatalpa’ nın Mart 2012 tarihli 147. sayısı çıktı. Önceki sayılarda yer alan Haiku çalışmalarımın 2. bölümü bu sayıda…
Akatalpa’nın satışta bulunduğu yerler:
İstanbul: Mephisto (Beyoğlu), Simurg, Mephisto (Kadıköy), Seyhan Müzik Market.
İzmir: Yakın Kitabevi (Alsancak), Pan (Karşıyaka)
Ankara: Turhan Kitabevi.
Bursa: Asa Kitabevi.
Dergiye ait web adresi: http://www.akatalpa.org/
Kieslowski – A Short Film About Love (1988) için kaleme alınmış kısa öyküleri şu linkten okuyabilirsiniz.
http://www.edebiyathaber.net/yasasin-video-oyku/
İlk günden bu yana insan, kendi serüvenini kaydetme ve geleceğe bırakma arzusu duydu. Sesleri, işaretleri müziğe, büyüyü oyuna, tanrıları yontuya, renk ve biçimleri nakışa, deneyimini yaratıcılığıyla sanata dönüştürdü.
Öykü şifre çözmez, ulaşmaz. Tözünü korumak için incelikle direnir. Kimi zaman yaşamsal bir tepki, kimi zaman huzursuzluk ya da küçücük bir mutsuzluktur. Açık bırakılmış bir kapı, bir haklılık çığlığıdır.
Bütün sahici ve derin öyküler insanı, yaşamın olmazlıkları için gücendirir ve sınırları genişletme arzusu duyururlar. Her benzersiz öykü, insanın çileli ama görkemli varoluşuna karanlıkta kalanı görünür kılan bir çakımlık ışık düşürür.
Işığınız sürekli, Dünya Öykü Gününüz kutlu olsun!
İnci Aral
Takip Et: